T.C. BAŞBAKANLIK     Konya Vakıflar Bölge Müdürlüğü                                                       

Sahip Ata Külliyesi

   
      Selçuklu veziri Hacı Ebubekir Zade Hüseyinoğlu Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından yaptırılan külliye; cami, türbe, hankâh, çifte hamam, çeşme ve dükkânlardan oluşur. Larende Caddesi üzerinde yer alan bu külliyenin inşasına ilk olarak 656H/1258M yılında caminin yapımı ile başlanmış olup 682H/1283M yılında türbenin yenilenmesi ile tamamlanmıştır. Külliye yerleşim planı; cami, caminin kuzey doğu köşesinde yapıdan bağısız halde bulunan çeşme, caminin güneyinde mihrap duvarına bitişik inşa edilmiş türbe, türbenin güney bitişiğinde hankâh, hankâhın doğu cephesinde dükkânlar ve yol aşırı karşısında da çifte hamam bulunur. Külliyenin vakfiyesi bulunmamakta olup, 1280H/1863M tarihli bir şer’iyye sicil kaydında vakfın o yıllardaki mütevellilerinin, külliyenin 677H/1278M tarihli vakfiyesini ellerinde bulundurduğu belirtir. Ancak bugün akıbeti hakkında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. 
         
      CAMİ: 

     Cami eski Konya surunun Larende Kapısı civarında olduğu için “Larende Cami” olarak da anılmaktadır. Yapı Sultan II İzzettin Keykavus’un hüküm yıllarında 656H/1258M yılında Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından yaptırılmıştır. Yapının mimarı taç kapı üzerinde yer alan sağdaki sebilin mukarnas köşe dolgusunda ki madalyonlarda ismi zikredilmiştir. Bu madalyonlardan sağdakinde “Amele Kölük” diğerinde ise “Bin Abdullah” yazılıdır. Bu kişi Ortodoks olup İslamiyet’i seçerek Müslüman olmuş, sarayda nakkaş ve mimarlık yapmış daha sonra Sahip Ata’nın yaptırdığı birçok eserde imzası olan bir mimardır. Eski cami 1871 yılında yıldırım düşmesi sonucunda yıkılmış ve yine bu yıllarda yenilenerek bugünkü şeklini almıştır. Mimar Kölük’ün yapmış olduğu cami; mihrap önü kubbeli olup daha geniş ve taç kapıya kadar uzandığı düşünülmektedir. Ancak yapının birçok yeri değiştirilmiş ve caminin ebatları küçültülmüştür. Bu anlamda bizim düşüncemiz Selçuklu yapılarındaki taç kapıların cephelere oranları düşünüldüğünde genel anlamda 3/1 veya 5/1 oranında taç kapıların yerleştirildiğini gözlemlemekteyiz. Burada taç kapı 3/1 cephe düzenlemesinde yerleştirildiği düşünülürse 9.55cm genişliğindeki taç kapının üç katı büyüklükte yani 29m civarında bir genişliğin olması söz konusudur. Yangından sonra orijinal kısımlardan; taç kapı, mihrap ve mihrabın yer aldığı duvar ve iki yanındaki fil ayağı şeklindeki payandalar kalmıştır. Bazı araştırmacılar Sivas Gök Medrese, Erzurum Çifte Minareli Medrese gibi yapıları düşünerek bugünkü cami ile taç kapı arasındaki kalan kısımda bir medresenin olabileceğini ifade etmektedirler. 1825 tarihli şer’iyye sicilinde “…ekseni derunu cami olan karlık tamiri için 1600 kuruş…” ifadesi burada da Beyşehir Eşrefoğlu Camisinde bulunan kar kuyusuna benzer bir durumun da olduğunu göstermektedir.
 
        Cami gerek doğal afetler sonucunda gerekse zamanla yapılan müdahalelerle birçok değişikliğe uğramış ve kapsamlı onarımlar geçirmiştir. Caminin tamiri ile ilgili ilk belge Konya kadısına gönderilen 978H/1570M tarihli fermandır. Bunun dışında Osmanlı döneminde 1702, 1825, 1848 tarihlerinde de ayrı ayrı onarımlar görmüştür.

         Cumhuriyet Döneminde eserler hakkında dikkat çekici ve bilgi veren ilk belge Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Şubat 1931 yılında İsmet İnönü’ye çektiği telgraftır. Bu telgraf şöyledir: 
“(Acele ve Mühimdir) Konya: 19.2.1931 Başvekalete Son tetkik seyahatimde muhtelif yerlerdeki müzeleri, eski sanat ve medeniyet eserlerini de gözden geçirdim.
 
   1. İstanbul'dan başka Bursa, İzmir, Antalya, Adana ve Konya'da mevcut müzeleri gördüm. Bunlarda şimdiye kadar bulunabilen bazı eserler muhafaza olunmakta ve kısmen de ecnebi mütehassısların yardımı ile tasnif edilmektedir. Ancak memleketimizin hemen her tarafında emsalsiz defineler halinde yatmakta olan kadim medeniyet eserlerinin ileride tarafımızdan meydana çıkarılacak olanların ilmi bir surette muhafaza ve tasnifleri ve geçen devirlerin sürekli ihmali yüzünden pek harap hale gelmiş olan abidelerin muhafazaları için müze müdürlüklerinde ve hafriyat işlerinde kullanılmak üzere arkeoloji mütehassıslarına kat'i lüzum vardır. Bunun için Maarifçe harice tahsile gönderilecek talebeden bir kısmın bu şubeye tahsisinin muvafık olacağı fikrindeyim.
 
   2. Konya'da asırlarca devam etmiş ihmaller sebebiyle büyük bir harabi içinde bulunmalarına rağmen sekiz asır evvelki Türk medeniyetinin hakiki şaheserleri kıymettar bazı mebani vardır. Bunlardan bilhassa Karatay Medresesi, Alaeddin Camisi, Sahipata medrese, cami ve türbesi, Sırçalı Mescid ve İnce Minare derhal ve müstacelen tamire muhtaç bir haldedir. Bu tamirin gecikmesi bu abidelerin kâmilen inhirasını mucip olacağından evvela asker işgalinde bulunanların tahliyesinin ve kâffesinin mütehassıs zevat nezaretiyle tamirinin temin buyrulmasını rica ederim.''
 
   Bu telgraftan sonra ne tür bir eylemde bulunuldu bilinmemekle beraber Cumhuriyet döneminde ilk tamir 1944–45 yıllarında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yaptırılmıştır. 1964 ve 1974 yıllarında sondaj çalışmaları yapılmış, 1981’den 2003 yılları arasında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafında çeşitli onarımlara tabi tutulmuş ve son olarak 2006 yılında ki geniş kapsamlı yapılan onarımla bugün ki şeklini almıştır.
 
      Caminin kuzeyinde yer alan taç kapı, plastik değerde ele alınmış olup taş, mermer, çini ve sırlı tuğlanın bir bütünlük içerisinde tamamen süslenmiştir. Çifte minareli olan taç kapının 1871 da yıldırım düşmesi sonucu doğudaki minaresinin kaideden yukarısı batıdaki minarenin şerefe ve yukarısı yıkılmıştır. 18.yy da batıdaki minarenin üst kısmı sonradan yenilenmiştir. Bugün taç kapının yüksekliği 8.20cm, genişliği 9.55cm, derinliği ise 3.40 cm’dir. Taç kapının kapı açıklığı 2.60 cm yüksekliğinde sivri kemerli olup sivri kemer iki farklı taşların geçmeli (dişli) olarak ele alınarak muhteşem bir işçilik sergilenmiştir. Bu sivri kemerin hemen üzerinde ve köşe dolgusunda kaytan silmeler geçmeler oluşturmuştur. Üzerinde ise 14 sıra halinde dişili erkekli şekilde ve aralarda göbekler halinde sarkıklar oluşturmuş mukarnas kısmı yer alır. Mukarnasın köşe dolgusunda karşılıklı yerleştirilmiş plastik değerde iki adet kabaraya yer verilmiştir. Kabaraların üst merkez kısmında on kollu yıldızdan dağılan bir geometrik geçme söz konusudur. Mukarnaslı kısmın Üzerinde kaytan silmeler geçmeler yaparak köşe kısmında madalyonlar oluşturmuştur. Bu kısmın hemen üzerinde ise yapım kitabesi yer alır.

Bu kitabede:
 
   “Âlemde Tanrının gölgesi ümmetlerin sahibi Arap ve Acem Sultanlarının efendisi, dünya ve dinin izzeti fetih babası, Keyhüsrev oğlu Keykavus’un (Tanrı saltanatını daim eylesin) devletli günlerinde Tanrının rahmetine muhtaç zayıf kulu El Hac Ebûbekir Oğlu Hüseyin’in Oğlu Ali, bu mübarek mescidin imar ve inşasına 656 yılında emretti. Tanrı kendisini ve soyunu af ve mağfiret eyleye...” ifadesi yazılıdır.
 
      Kapı açıklığının iki yanındaki mihrabiyeler adeta birer taç kapı minyatürü şeklinde ele alınmıştır. Mihrabiyeler içe doğru sekizgen ele alınmış olup bu iç zeminde altı kollu ve sekiz kollu yıldızların merkezini oluşturduğu sekizgen geometrik örgüler geçmeler oluşturarak dizayn edilmiştir. Üst kısımlarında birer kitabelik kısmı bulunmakta olup, soldaki boş bırakılmış, sağdaki kitabelikte ise Cin Suresinin 18. ayetin sonu yazılıdır. Bu kitabeliklerin üzerinde beş sıra halinde mukarnaslı alan ile taçlandırılmıştır. Dişili erkekli mukarnaslar içerisinde dört göbek halinde alt kısımları beşgen şeklinde yansımış sarkıklar yer alır. Mihrabiyelerin iki yanı sütunceli olup, sütunceler süslemesiz ele alınmıştır. Mihrabiyelerin köşe dolgularında karşılıklı yerleştirilmiş madalyonlara yer verilmiştir. En dışta mihrabiyeleri üç yönden çevreleyen içerisinde kıvrık dallı rumilerin yer aldığı bir bordür bulunmaktadır. 

      Taç kapının dış yüzey kenar köşelerinde sütuncelere yer verilmiştir. Bu sütunceler yuvarlak formda ele alınmış olup üzerinde kazayağı şeklinde geometrik motifler vardır.

       Sütunce başlığı yuvarlak formda olup üzerinde iki sıra halinde akant yaprakları vardır. Sütuncelerden sonra Taç kapıyı üç yönden çevreleyen iki sıra halinde bordürlerle çevrelemektedir. Bu bordürler belirli aralıklarla geçmeler oluşturmaktadır. Bordürlerin birinde kıvrık dallı Rumiler ve palmetler yer alırken diğer bordürde beşgenlerden ve değişik şekillerden oluşan geometrik geçmelerle tezyin söz konusudur. Bu iki bordür arasındaki boşluklarda farklı şekillerde yansıtılmış sütunce formları oluşturulmuş bordürlerin yön değiştirdiği alanlar ise beşgen şeklinde yansımıştır. Bu kısımdan sonra taç kapının iki yanında saçağa kadar uzanan iki sıra bordür bulunur. Bunlardan birinci bordürde ayet frizi yer alırken diğerinde iki kenarında beşgenlerin yer aldığı, ortada bu beşgenlerden çıkan kolların birleşerek baklava dilimi oluşturduğu geometrik geçmelerle tezyin yer almaktadır. Ayet kuşağında besmele-i şerifle başlar Fetih suresi 1-13. ayetler işlenmiştir.
 
      Bu bordürlerden sonra taç kapıyı iki yandan kuşatan minarelerin kaide kısımları gelir. Minare kaidelerinin alt kısmında üzerlerinde meduzbaşı, kuş gibi figürlerin ve geometrik ve bitkisel süslemelerin yer aldığı bire tane Roma çağına ait mezarlardan alınmış sarkufajlar yer alır. Bu şekilde su hazneleri oluşturulmuş bu hazneler üzerinde çeşme yüzeylerini meydana getiren mihrabiye biçimde nişler ve gerisinde su deposuna su eklenmesi için pencereler yer alır. Pencerelerin iki kenarı sütunceli olup üstü ise mukarnaslıdır. Mukarnasların köşe dolgularında madalyonlara yer verilmiştir. Bunlardan sağdaki sebilin madalyonlarında usta ismi yazılıyken soldaki boş bırakılmıştır. Her iki taraftaki sebilde hemen hemen birbirinin aynısıdır. Sağdaki sebilin sütunceleri yuvarlak formda olup üzerinde palmet motiflerine yer verilmiştir. Sağdaki sebili üç bordür çevrelemektedir. Bunlardan en içtekinde palmet diğerinde zencerek motifi yer alır. En dıştaki geniş bordürde yer alan ayet kuşağında Enbiya Suresi 30. ayet, Furkan Suresi 48. ayetin sonu ve 49. ayet, Nebe Suresi 14. 15. ve 16. ayetler, Zümer Suresi 21. ayetin belli bir bölümü ve Dehir Suresi 5. 6. 15. 16. 17. ve 18. ayetler işlenmiştir.
 
      Soldaki sebilin sivri kemerli pencere açıklığının hemen üzerinde Dehir Suresi 21. ayetin sonu işlenmiştir. Bu kısmın üzerinde de beş sıralı mukarnaslı kısım yer alır onunda üzerinde bir kitabelik alana oluşturulmuştur. İçerisinde Enbiya suresinden 30. ayetin ilk duraktan sonrası işlenmiştir. Mukarnasın alt sıra yuvalarının ortasında bir kabaraya yer verilmiştir. Mukarnasın köşe dolgularında karşılıklı birer madalyonlara yer verilmiştir. Sebil iki bordürle çevrelenmiştir. İçteki bordürün kenarları kabarık ortası içbükey yaparak içte ele alınmış olup üzerinde merkezinde beş kollu yıldızların yer aldığı altıgenlerle çevrelenmiş geometrik geçmeler yer alır. Dıştaki bordürde ise ayet kuşağı yer almaktadır. Burada ise Bakara Suresinden Ayet-el Kürsi’den başlayarak 257. ayetin sonuna kadar devam etmektedir. Sebillerin kenarında sebillerle bağlantısı bulunan önceleri burada emziklerin takılı olduğu düşünülmekte olan yuvarlak açıklık bulunmaktadır. Bu yuvarlak kısım plastik değerde alınmış olup bordür şeklinde yukarı doğru devam eder, sebillerin üzerinden içe dönen üstteki pencere açıklığının ve etrafında ki süslemenin altından dönerek yarım bir dikdörtgen oluşturduktan sonra başladığı hizadan tekrar yukarı doğru devam ederek saçak altında sonlanmaktadır. Üzerinde iki yanda zencerek üst sırt kısmında ise geometrik şekillere yer verilmiştir.

      Kaidenin bir üst kısmında birer sivri kemerli pencere açıklıkları yer alıp etrafında kaytan silmeler geçmeler oluşturmaktadır. Bu silmeler arasına lacivert ve yeşil çiniler kakılarak süslenmiştir. Pano şeklindeki bu süslemeden sonra yine pano halinde sırlı tuğla ve çinilerle tezyin edilmiş alan bulunmaktadır. Bu alanda “Ebubekir ve Ali” yazısının satrançlı kufi şeklinde bir parçası geometrik süs olarak kullanılmıştır. Bu kısımdan sonra birkaç sıra tuğladan sonra 16 dilimli minare gövdesi yer alır. Minarenin bu dilimli kısmında sırlı tuğla ve aralarına yerleştirilmiş çiniler yer almaktadır. Burada kazayağı şeklinde süslemeler mevcuttur. Dilimli kısmın üst bitim noktasında çini ile oluşturulmuş kuşak yer alır. Burada kıvrık dallı Rumilere yer verilmiştir. Bu kuşağın alta doğru indiği kısımda üçgen dolgulara yer verilmiştir. Bununda üzerinde geniş bir kuşağa yer verilmiş olup içerisinde geometrik geçmelerle tezyin edilmiştir. Geniş kuşağın iki kanarında dar şeritlere yer verilmiş olup üzerlerinde halı sanatında gördüğümüz çengel motifi tarzında süslemeler yer almaktadır. Bu şeritten sonra 18. yy da yenilenen kısmı gelir. Bu yenilenen kısım yuvarlak formda olup üst kısımda şerefeye yer verilmiştir. Şerefenin altı sıkalaktiklere yer verilmiştir. Minarelere taç kapının arkasından çıkılan bir merdivenle gövdede yer alan küçük bir kapı açıklığından giriş sağlanır.

       Boş bir alandan sonra 1871’deki yapılan cami gelir. Cami 2006’daki restorasyon sonrasında ön kısmına küçük kare bir son cemaat yeri eklenmiştir. Buradan bir açıklıkla harim kısmına geçilir. Bu giriş açıklığındaki ahşap kapılar kündekari tekniğinde yapılmış ve mükemmel bir süsleme tezyinatı bulunur. Bu ahşap kapı şu anda Sahip Ata Vakıf Müzesi içerisinde yer alır. Cami içten 20.90cmX22.80cm’dir. Cami plan itibariyle 12 ahşap ayakla oluşturulmuş mihraba dik 5 sahınlıdır. Ortadaki sahın geniş tutulmuş olup (5.30cm) diğerleri ise (3,40-3,70cm arasında değişmekte) daha dar ele alınmıştır. Ahşap direklerin üst kısımları lale formunda olup sütunları birbirine bağlayan kemerler (bursa tipi) ise kırık hatlıdır. Caminin üzeri ahşap direklere oturan bir tavan dıştan ise meyilli çatıyla kapatılmıştır. Girişin hemen iki yanında 3.40cm derinliğinde maksureler vardır. Yine girişin solunda ahşap bir merdivenle çıkılan 4.40cm derinliğindeki mahfile çıkılmaktadır. Cami iç mekânı iki maksure kısmında üçer yan kenarlarda bir de türbeye bakan hacet penceresi olmak üzere 9 adet büyük pencereye ve bu pencerelerin üst kısımlarında ve giriş kapısı üzeri ve bir de mihrap üzerinde olmak üzere toplam 11 küçük pencere yer alır. Pencereler kare açıklık olup üstteki küçük pencerelerin daha önceleri çekilmiş fotoğraflardan anlaşıldığı kadarıyla öküzgözü pencereler olduğu görülmektedir.
 
      Orta sahının karşısında yer alan mihrap ile iki yanındaki payanda ve mihrap duvarı ilk dönemde yapılan camiden kalmadır. Orijinal mihrap oldukça muhteşem olup bir Selçuklu şaheseridir.4,75cm yüksekliğinde 3.08cm genişliğindeki Mihrabın üst kısmı mukarnaslı ele alınmış olup ortada dört sıra kenarlarda altı sıra mukarnas dizisi vardır. Bu mukarnaslar içerisinde ortadaki 89cm X 99cm genişliğindeki alanda çok güzel bir palmet ve rumilerle bezenmiş alan bulunmaktadır. Diğer yuvalarda ise farklı farklı desenler kullanılmış olup içerisinde balıksırtı, beş kolu yıldızlar, baklava dilimleri, kilit taşı motifleri, çiçek motifleri, küçük çini parçalarından oluşturulmuş geometrik şekiller yer almaktadır. Mihrabı alt iç zemininde yeşil renkte altıgen çiniler ve köşe kısımlarına yerleştirilmiş üçgenlerle altı kollu yıldız formunda yansıtılmıştır. Mukarnasın köşe dolgularında altı kollu yıldızların merkezini oluşturduğu geometrik geçmeler yer alır. Bunun üzerinde ise bir kitabelik alan oluşturulmuş olup iki kenarında ince şerit halinde kıvrık dallı Rumiler vardır. Aradaki boşluk alanda ise merkezinde sekizgenler ve beş kollu yıldızların yer aldığı geometrik geçmeler vardır. İki yanda yer alan sütuncelerin gövdelerin yeşil çiniler arasına lacivert çinilerden kesilmiş cini kakmalarla birer geometrik şekiller oluşturulmuştur. Sütuncelerin başlıkları ise zar başlıktır. Sütuncelerin üzerinden yükselen ve üç yönden çevreleyen bordürde onikigenlerin yarısı yansıtılarak oluşturulmuş geometrik tezyin söz konusudur. Bu kemerin hemen yanındaki mihrabı tamamen dolanan 15 er cm genişliğindeki iki bordürden içteki bordürde rumi ve palmet, onun yanındaki diğer bordürde ise sadece rumilerle bezenmiştir.
 
      Mihrabın en üstünde sonradan eklenmiş bir süsleme alanı bulunur. Bu süsleme alanı içerisinde baklava dilimleri ve bitkisel süslemelerin çevrelediği ortadan bir ayet kuşağı bulunur. Burada Bakara Suresi 144. ayet bir kısmı nakşedilmiştir. Mihrabın iki yanındaki fil ayaklarının alt kısmı taştan olup üst kısmı tuğladan inşa edilmiştir. Mihrabın doğusundaki ayağın yanında oldukça büyük ele alınmış türbe kısmına bakan kare formda olan hacet penceresi yer alır. Bu pencerenin yan tarafında türbeye geçişi sağlayan küçük bir kapı açıklığı yer alır. Bu kısmında kapısı mükemmel bir işçilikle ele alınmış olup kündekari tekniğindedir. Bu eserde bugün Sahip Ata Vakıf Müzesi’nde sergilenmektedir.
      
    Cami içerisinde yer alan minber, vaaz kürsüsü, müezzin mahfili ve cami içerisindeki yer alan görevli odası 2006 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce yapılan restorasyon sonrasında eklenmiştir.
 
         HANKAH: 
      
       Hankâh büyük merkezlerde yer alan ve genellikle büyük şeyhin, pirin türbesi bulunan geniş programlı tarikat yapılarına denir. Eşik anlamına da gelen “hankâh” Farsça’dan gelen bir kelime olup, bir yüceltme ve onurlandırma ifadesi olarak kullanılmıştır. İlahi kelimesi ile birlikte kullanıldığında “Allah’ın Katı” şeklinde bir mana kazanır. Hankâhlar birer dergâhtırlar.

      Sahip Ata hankâhı plan olarak XIII. yüzyılın bilinen Selçuklu tekke ve hankâhları arasında en büyüğü ve simetriği olandır. Mimarı belli olmayan bu abidevi eserin Merv ve Tirmiz bölgelerindeki XI ve XIII. yüzyıllara ait merkezi kubbeli ve aksiyal eyvanlı Orta Asya evleri ile yakın benzerliği ile oldukça dikkat çekicidir.

      Yapım tarihini doğuda yer alan taç kapının, kapı açıklığı üzerindeki dilimli kemer içerisinde yer alan dokuz satırlık inşa kitabesinden anlaşılmaktadır. Kitabenin Türkçe okunuşu şöyledir:
 
      “Allah bana kâfidir. Bu mübarek tekke Allah’ın Salih kullarına konak ve muttaki suffa eshabına oturak olmak üzere büyük sultan, âlemde Allah’ın gölgesi, din ve dünyanın yardımcısı, fetih babası, müminlerin emrinin burhanı, büyük sultan, Kılıç Arslan Oğlu Keyhüsrevin zamanında, (Allah mülkünü daim, devletini kaim etsin), devleti günlerinde, latif tanrının rahmetini özleyen zaif kulu Hacı Ebubekir oğlu Hüseyin oğlu Ali tarafından 678 senesi aylarında bina ve inşa edildi, Allah kabul eyleye” ifadesi yazılıdır.
 
      Buradan da anlaşıldığı gibi yapı 678H/1279M yılında yapıldığı III. Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde Sahip Ata Fahrettin Ali tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Sahip Ata’nın birçok yapısında ve Sahip Ata Caminin de mimarı olan Mimar Kölük Bu tarihte İnce Minareli Medresenin yapımıyla meşgul olduğu için bu yapıda görev almadığı bu gün ismini bilemediğimiz başka bir mimar tarafında yapıldığı düşünülmektedir. Yapı 1584 yılına kadar zaviye olarak kullanıldığı Abdurrahman İbrahim de şeyhlik yaptığı bilinmektedir. Hankah 1945-50’li yıllara kadarda mescit olarak kullanıldığını orada yaşayan yaşlı insanlar hatırladıklarını ifade etmektedirler.
 
      Hankâha doğudaki klasik Selçuklu taç kapısından girilmektedir. Taç kapının iki yanında dükkânlara yer verilmiştir. Üçü kuzeyinde, ikisi güneyinde olmak üzere toplam beş dükkân bu cephe üzerinde yer alır. Buda cephedeki simetriyi bozmaktadır. Yapı tamamen incelendiğinde tıpkı bir Rönesans yapısı gibi oldukça simetriktir. Dolayısıyla bu dükkânlardan kuzeyde yer alan üçüncü dükkân, kanımızca sonradan eklenmiştir. Günümüzde herhangi bir izi olmayan fakat kaynaklarda kapının sağ tarafında bir türbeden bahsedilmektedir.
 
      Taç kapı hafif öne ve yukarı taşkın olup basık kemerli açıklığı bulunur. Biri sivri kemerle dönmekte olan dördü taç kapıyı tamamen dolanan geometrik ve bitkisel bezemeli bordürler yer alır. Sivri kemer iki yandan sütuncelere oturmaktadır. Kare kaideli, sütuncelerin gövdeleri palmet ve rumilerle dizayn edilirken üst kısmı iki kademeli olarak ele alınmış ve üzerinde akant yaprakları yer verilmiştir. Sivri kemeri çevreleyen bordürde sütuncelerin olduğu yere kadar beşgenlerden oluşan bir geometrik desen söz konusuyken kemer kısmında palmet ve kıvrık dallı rumilerle bezenmiştir. İçten dışa doğru diğer bordürlerdeki süslemeler şöyledir; birinci bordürde kıvrık dallı rumilere ve palmetlere yer verilmiştir. İkinci bordürde iki kenarda beşgenlerin oluşturduğu geometrik bir örgü bulunur, beşgenlerden çıkan kollar ortada bir zencirek motifi oluşturmaktadır. Üçüncü bordürde on kollu yıldızları merkezini oluşturduğu, etrafında ise altıgenlerle çevrelendiği geometrik geçmeler yer alırken bu merkezlerin bazıları değişik formda (daire dolgu, çiçek gibi) ele alınmıştır. Geçmelerin köşelerinde kalan boşluklarda ise yıldız değişik geometrik şekillerle dolgulanmıştır. Dördüncü bordürde ise üçüncü bordürdeki gibi ancak burada geçmelerin merkezini altı kollu yıldızlar oluşturmaktadır. XX. yüzyılın başlarında çekilmiş fotoğraflarda taç kapının, mukarnas başlıkları olan iki ahşap sütunun taşıdığı sundurma bulunmaktaydı. Sonradan eklenen bu kısım günümüzde mevcut değildir.
 
      Taç kapının basık kemerli açıklığından giriş holüne ulaşılır. Giriş holü 3.70 X 9.10 m ebatlarındadır. Holün üzeri başlangıçta beşik tonoz şeklinde başlayıp ortada çapraz tonozla sonlanan bir tonozla örtülmüştür. Holün orta kısmında karşılıklı iki kapıyla dar bir hole oradan da hücrelere geçit sağlanır. Bu kapılardan güneydeki sonradan pencereye çevrilmiştir. Kapının üzerinde alçı şebekeli pencere açıklığı bulunur. Burası da içerdeki pencere kafesleri gibi çini kakmalıymış. Taç kapının içten görüntüsü, holden kubbeli iç avluya geçit veren alanda da işlenmiştir.

       İç avlu 8 X 8 m. ebatlarında olup üzeri kubbe ile kapatılmıştır. Giriş yönü hariç üç yönde farklı ebatlarda eyvanlara yer verilmiştir. Sivri kemerlerle avluya açılan eyvanların beden duvarları belli bir yüksekliğe kadar firuze renkte altıgen çini panolara yer verilmiştir. Çinileri siyah sırlı ince çini şeritlerle çerçevelenmiştir. Eyvanların köşeleri pahlanarak avlulu kısım sekizgene dönüşmüştür. Avluyu örten kubbenin ortası açık ele alınmış olup altında ise havuza yer verilmiştir. Yapı mescit olarak kullanıldığı dönemlerde zemin seviyesi doldurularak yükseltilmiştir. Son yapılan restorasyonla bu havuz ortaya çıkarılmıştır. Kubbeye geçiş pandantiflerle sağlanmıştır. Kubbe içerisinde farklı renkte sırlı tuğlalarla oluşturulmuş zikzak motifleri yer almaktadır. Kubbe eteğinde ise bitkisel bezemeler içerisinde kufi yazı ile yazılmış ayet frizi uzanmaktadır. Burada Mülk Allahın’dır ifadesi tekrarlanarak yazılmıştır. Pandantiflerin uzandığı yani eyvanların arasında hücrelere geçit veren kapılar yer alır. Kapılar sivri kemerli olup üzerlerinde alçı şebeke üzerine çini kakmalı kafesli pencereler yer alır. Bu kapılardan batıdakiler direk hücrelere açılırken doğudaki kapılar bir hole açılır. Bunun sebebi türbeden kaynaklanmakta olup türbe için bir hol oluşturulmuş ve bu holden hem hücreye hem türbeye geçit sağlanmıştır. Yapının güneydoğudaki hücre girişinde böyle bir hole ihtiyaç olmamasına rağmen böyle bir hol eklenmiş olması simetrinin bozulmaması için olsa gerektir. Kapılar üzerindeki pencerelerde yer alan çini kakmalı kafes üzerinde, merkezinde altı kollu yıldız olan geometrik geçmelerden oluşan bir süslemeden meydana gelir. Pencerelerin üst köşe boşluklarında ise küçük kesilmiş çiniler yer alır. Bunlar küçük altıgenler ve aralarında düz kesimli çinilerle oluşturulmuş şekiller yer almaktadır. Bu pencerelerden güney- kuzey batıdakiler diğerlerinden farlı olarak, farklı renkte ve düz kesilmiş çiniler birbiri ile bağlanarak geometrik örgü oluşturmuştur.
 
      Farklı ebatlardaki eyvanlardan güneyde yer alan eyvana sonradan eklenmiş bir mihrap yer alır. Sivri kemerli bir niş şeklinde olup iç kısmı beşgen şeklinde ele alınmıştır. Kemer kısmı zencirek motifi şeklinde ele alınmıştır. Bunun etrafını dikdörtgen bir şerit çevreler arada kalan boşluğa ise cini kakılmıştır. Daha sonra geniş bir yazı kuşağı çerceler, burada yedi tane aynı cümlenin tekrarı yer alır, onun etrafını başka bir yazı kuşağı çevrelemekte olup burada ise aynı cümlenin on bir tekrarı vardır. Bu mihrap Sahip Ata Caminin 1871 yılında geçirdiği yangından sonra hankâhın belli bir dönem mescit olarak kullanıldığı dönemde eklenmesi muhtemeldir. Mihrabın üzerinde iki pencereye yer verilmiştir. 

      Batı eyvan derin alınmış olup burada üst üste üç pencereye yer verilmiştir. Ortadaki pencere diğerlerinden farklı olarak çinilerle bezenmiştir. Kafesli şebeke üzerinde, merkezinde beş kollu yıldızın yer aldığı bir ongen ve ongenin etrafındaki geometrik ağlar yer alır. Bu pencere karşılıklı ve altta birleşen palmetlerle bezeli bir şerit bu şeridin hemen yanında devam eden damalı bir şeritle çevrelenmiştir. Bu şeritlerden sonra köşe dolgusunda küçük çinilerden kesilmiş şekiller yer alır. Bu şekiller içerisinde; merkezinde altı kollu yıldızların yer aldığı altıgenler ve küçük çinilerin birleşmesiyle oluşturulan üç yapraklı çiçekler meydana getirilmiştir. Pencere en dışta palmet ve rumili bir bordürle üç yönden çevrelenmiştir.
 
      En küçük ele alınan kuzey eyvanında üst üste iki pencere yer alır. Alttaki büyük ele alınmış olup türbeye açılan hacet penceresidir. Üstteki pencerede batı eyvanındaki pencereyle yakın süslemelere sahiptir. Kafes ve kafesi çevreleyen şeritlerde aynı süslemeler yer alırken burada köşe dolgusunda oldukça başarılı ve muhteşem beş yapraklı çiçek motifleri işlenmiştir. Çiçek motiflerinin olduğu pano üstte geçmeli bir madalyonla ikiye ayrılır. En dışta yer alan bordür de ise merkezlerinde beşgen ve altıgenlerin yer aldığı geometrik geçmeli bir bordürle sonlanmaktadır. Ayrıca kuzey eyvanda türbenin cenazelik kısmına inişi sağlayan merdivenlerde yer almaktadır.
 
      Hankâhın hücreleri farklı ebatlarda ve sade ele alınmıştır. Hücrelerin üzerleri bugün ahşapla kapatılmış olup önceleri tonozla örtülü olduğu düşünülmektedir.

 
      TÜRBE: 

       Türbe külliye içerisinde caminin güney duvarına bitişik olup cami ile hankah arasında yer almaktadır. Türbeye geçit, caminin güney duvarındaki hacet penceresinin yan tarafındaki küçük bir açıklıkla, türbenin batı duvarındaki bahçeye açılan bir kapı ve hankahın kuzeydoğudaki bir holde yer alan bir kapıyla da giriş sağlanır.
 
      Türbe ilk olarak Sahip Ata’nın iki oğlu Taceddin Hüseyin ve Nasreddin Hasan’ın, Akşehir Kozağaçta, Karamanoğlu Mehmet Bey’le yaptığı savaş sonucu (1277) şehit düşmesi üzerine 1277–1278 yıllarında türbe inşa edilerek buraya defnediliyorlar. Daha sonra Sahip Ata burayı aile kabristanına çevirmek isteyince eski türbenin temelleri üzerine 1283 yılında bugünkü türbe inşa edilmiştir. Bu yapım tarihini, kubbenin oturduğu kemerin iç yüzündeki ayet kuşağının bitiminde yazmaktadır. Burada “şu mübarek imaret 682 (1283) senesi muharreminin iptidasında tecdit edildi” ifadesi yazılıdır.
 
      Türbe dikdörtgen bir alanı kaplamaktadır. Sivri kemerli bir atkıyla kare bir mekân oluşturularak üzeri kubbe ile kapatılmıştır. Yapı malzemesi olarak tuğla kullanılmış olup kemer, açıklıkların kenarlarında kesme taş kullanılmıştır. Lahitlerin olduğu kare alan kubbeli olup kubbeye geçiş Türk üçgenleri ile oluşturulmuştur. Kenarda kalan dar hol şeklindeki alan tonozla kapatılmıştır. İç mekânın aydınlatılması batıdaki kapının üzerinde bir, güneyde yer alan hacet penceresi ve onun üzerinde yer alan sivri kemerli pencere, caminin güney duvarındaki hacet penceresi ve tonozlu koridor şeklinde kalan alanın duvarında ki kare bir pencere ve onun üstünde yer alan sıralı dört küçük pencere ile sağlanmıştır. Türbe iki katlı olup alt kısımda cenazelik kısmı yer almaktadır. Burası 3m aşağıda olup bir kapıyla girilen tonozla bir mekândır. Bu alanın üstünde ziyaretgâh vardır. Ziyaretgâhta yer alan üçerli iki sıra halinde olan lahitler ve Sahipleri şöyledir. En baştaki ve büyük olan Sahip Ata’ya onun yanındaki Oğlu Taceddin Hüseyin Bey, onun yanında ki ise Sahip Ata’nın küçük oğlu Nasreddin Hasan Bey, Sahip Atanın ayakucunda kızı Melike hatun, Onun yanında ki Sahip Ata’nın torunu Nasreddin Hasan Beyin oğlu Şemseddin Mehmed Bey ve son lahit ise tam belli olmayıp Sahip atanın torunlarından biri olduğu düşünülmektedir. Lahitlerin üzeri muhteşem çinilerle kaplanmıştır. İlk üç lahit yani sahip ata ve oğullarının mezarları lacivert cinlerle kaplanmış üzerlerinde kabartma şeklinde ayet ve kitabe yazıları yer almaktadır. Diğer üç lahit ise yeşil ve lacivert çinilerle kaplanmış olup geometrik desenlidirler. 

      Başta ve büyük olarak ele alınan Sahip Ata kabrinin başucundaki kitabede Peygamber efendimizin: “Âdemoğlu ölünce ameli kesilir. Yalnız devam eden sadakası faydanılan ilmi kendisine dua eden çocuğu varsa hayırlı amel devam eder.” Ayakucunda ise “Merhum ve mağfur Hüseyinin oğlu Sahib-i muazzam Fahreddin Ali 684 yılı şevvalin sonlarında fena darından beka mülküne göçtü Allah kabrini nurla doldursun” ifadesi yazılıdır. Lahitte baş tarafın alt sırasından başlayarak Bakara Suresinden Ayet-el Kürsi 256. ayetin sonuna kadar ve bittiği yerden başlayarak Amenerresulü 286. ayetin sonuna kadar devam eder. 

      Diğer iki sandukada ise aynı şekil besmele ve Ayet-el Kürsi ile başlar 256. ayetin sonuna kadar devam eder. Bundan sonra, Sure-i Al-i İmran’dan 18. ayet ile 19. ayetin ilk durak yerinde biter ve Nisa suresi 100. ayetin durak yerinden sonuna kadar devam etmektedir. Sahip Ata’nın ayakucundaki Melike Hatun’a ait olan lahitin baş kısmında yazı yer almaz. Ayakucunda ise “bu kabir 691 senesi Şabanının ortasında ölen Hüseyin oğlu büyük sahip Ali’nin kızı Seyide ve Masume Melike Hatundur. Allah ikisinin kabirlerini de pür nur eylesin” ifadesi yazılıdır. Kalan harflerden anlaşıldığı üzere etrafını diğer sandukalarda olduğu gibi Ayet-el Kürsi’nin çevrelediği anlaşılmaktadır. 

      Diğer iki sanduka da yazı olmayıp, lahitler süslemesizdir. Ancak anlaşıldığı üzere mevut çiniler değişik nedenlerle yok olduğu ve onun yerine imitasyonu yapıldığı anlaşılır. Sahip Ata ile Oğullarının Hayat ve Eserleri adlı eserde Ortada yer alan lahitte ilgili olarak şöyle bir ifade geçmektedir. “1313 Malî senesinde beşinci merkatte şu kitabenin bulunduğunu Ahmet Tevhit beyefendi üstadımız bize bildirmektedir. ‘ Hüseyin oğlu Ali oğlu Mağfur, Sait, Şehit, maktul Şemsettin Muhammet 686 senesi cemaziyelevveli yahut ahirin iptidasında ölmüştür’.” İfadesi yazılıdır.

      Lahitlerin üstünü örten Kubbede tuğlaların farklı dizimiyle oluşturulmuş balıksırtı motifi yer alır. Kubbenin orta göbeğinde beş kollu yıldızın etrafında ise lale motifleri ile geometrik motiflerle arasında “Muhammed, Ebûbekir, Ömer, Osman Ali” yazılıdır. Kubbe eteğinde ise altta ve üstte iki ince geometrik şerit arasında geniş bir bordür yer alır bordürün alt kısmında ayet frizi uzanırken üst kısmında altı yapraklı çiçek motiflerinin yer aldığı ve onunda üstünde palmet ve geometrik süslemelerin yer aldığı bir süsleme hâkimdir. Bu ayet frizinde Besmele ve Al-i İmran süresinden18, 26 ve 27. ayetler tamamen 19 ve 28. ayetlerin de ilk durak yerlerine kadar yazılıdır. Kubbeye geçiş elemanları pencere etrafları papatya desenli ince şeritlerle üçgen ve kare şekiller oluşturulmuştur. Türbenin beden duvarları hankahtaki gibi altıgen çinilerle kaplanmıştır. Hankaha bakan hacet penceresinin üzerinde yer alan sivri kemerli pencerenin kafesinde geometrik geçme ve aralarında Mührü Süleyman ve merkezinde palmet motiflerinin yer aldığı sekiz kollu yıldızlar yer almaktadır. Pencereyi palmet ve rumili bir bordür daha sonra damalı bir bordür çevreler. Köşe dolgusunda palmet ve rumilerin yer aldığı bir bezeme yer alır. En dışta üç yönden geometrik bir bordür çevreler. Bu bordürle bitkisel köşe dolgusu arasında yer alan kitabelik alanında yer alan yazıda ise Firdevs Tosi’nin şu mısraları yazar. “Adil Tanrıya Tapmayı adet et geçen güdende endişe et” ifadesi yazılıdır.
 
      Sivri kemer adeta bir dantel gibi işlenmiştir. Türbe tarafına bakan iç yüzünde kemeri tamamen bir ayet kuşağı çevrelemektedir. Burada şehitlik mertebesinin yüceliğinden bahseden Al-i İmran suresinden 169. ve 170. ayetler, Nisa suresinden 100. ayet yazılıdır. Ayrıca kemerde yine şehitlikten bahseden iki de hadis yer alır. Saygıdan olsa gerek ayet kuşağı yerden bir metre kadar yüksekte sonlandırılmıştır. Burada palmet ve rumi motifleri yer almakta olup farklı bir tasarım söz konusudur. Büyük birer palmet motifi içerisinde daha küçük palmet ve rumi motifleri yer almaktadır. Ayet kuşağı ortada bir madalyonla ikiye ayrılmıştır. Madalyon içerisinde çiçek motifine yer verilmiştir. En dışta alta tek olan daha sonra ikiye ayrılarak devam eden kavala şeklinde iki şerit yer alır. Bunlardan dıştan kemer ve süsleme alanını kısıtlayan şerit düz uzanmakta olup, içteki ise kırılmalar yaparak altıgen, onikigen ve değişik şekiller oluşturmaktadır. Bu şeritler içerisinde beyaz zemin üzerine kıvrık dallı rumilere yer verilmiştir. Bu iki şerit arasında kalan alanda ise oldukça güzel şekilde işlenmiş kıvrık dallı rumi ve palmet motifleri yer alır. Kırılmalarla oluşan onikigen içerisinde düz lacivert ciniyle kaplı kabaralara yer verilmiştir. Altıgen içerisinde ise altı kollu yıldız ve buradan dağılan palmet ve rumiler yer alır. Kemerin iç yüzeyine geçişi sağlayan pahlı alanda palmet ve rumilere yer verilmiştir. Kemerin iç yüzeyi ise merkezde palmetlerin bir ters bir düz şekilde dizilerek madalyon formunda ele alınmış süslemelerin yer aldığı, birbirine geçme ongenler bulunur. Bu ongenlerden iki tanesi plastik değerde ele alınarak lacivert çiniyle içi dolgulanmıştır. Bunun etrafını altı kollu yıldızlardan oluşan iki şerit çevreler. Kemerin hole bakan cephesi de diğer tarafa benzer ele alınmıştır. Kemerin iç kısmından kenara geçiş sağlayan geçiş yeri diğer taraftaki gibi palmet ve rumilerle bezelidir. İçteki yazı kuşağının yer aldığı yerin ters istikametinde ki yerde yine kıvrık dallı rumilerin ve palmetlerin birbirine geçmeler oluşturarak devam eden bir süsleme yer alır. Dış kenarı ve kemeri çevreleyen şeritler burada kırılmalar yapmamış olup arasındaki köşe dolgusunda ise merkezlerinde altı kollu yıldızların yer aldığı çeşitli boylarda kesilmiş çinilerle sarmal şeklinde şekiller meydana getirilmiştir. Bu alanın üzerinde yer alan panolar halinde sırlı tuğla ve çinilerle yapılmış farklı bir süsleme alanı yer almaktadır. Burada panolar birbirinden, alttaki şeritlerdeki gibi beyaz zemin üzerine siyah renk çinilerle yapılmış kıvrık dallı rumilerle bezeli şeritlerle sınırlandırılmıştır. Burada ortadaki panoda farklı şekilde oluşturulmuş şekiller yer almaktadır. Sağdaki ve soldaki panolarda gamalı haçlara yer verilmiş olup etrafı küçük şekilli parçalarla çevrelenmiştir. Bu panolar arasında daha dar birer pano içerisinde yarım yıldız formunda sütunceler yer almakta olup etrafında çeşitli şekillere yer verilmiştir.
 
      Kuzey duvarda cami kısmına geçit veren kapı açıklığının üzerindeki panoda gamalı hacın kolları uzatılarak sanki bir rüzgârgülü formunu andırmaktadır. Etrafında ve bu panonun üzerine yerleştirilmiş dikdörtgen panoda çeşitli geometrik ve stilize şekillere yer verilmiştir. Doğu duvarda alttaki pencere ile üst taraftaki küçük pencereler arasına yerleştirilen büyük pano içerisinde “âli”lere yer verilmiştir. “âli” yazıları bir baklava formu etrafında dönmektedir. Güneydeki duvarda kapı açıklığı üzerinde hemen karşısındaki panoda olduğu gibi gamalı hacın kolları uzatılarak ele alınmıştır. 

      Hole açılan sivri kemerli kapının türbe tarafındaki yüzeyi oldukça güzel bezemelere sahiptir. Sivri kemerin iç yüzünde geometrik motiflerle bezenmiştir. Sivri kemeri yan yüzeyden çevreleyen bordürde kıvrık dallı rumilere ve palmetlerle kemerdeki gibi birbirine geçmeler oluşturarak devam etmektedir. Bu bordürü plastik değerde iki silme çevreler, burada da silmeler kırılmalar yaparak birbirine geçme yaparak devam eder, üstte birleşerek üstteki yazı kuşağını çevrelemektedir. Silmeler üzerinde siyah renkle çevrelenmiş beşgenler yer almaktadır. Bu silmelerin arasında kalan boşlukta, oldukça başarılı ele alınmış mükemmel bir palmet ve rumilerle bezeme söz konusudur. En dışta ise geometrik geçmeli bir bordürle çevrelenmiştir. Kapı etrafında kırılmalar yaparak devam eden silmelerin yukarıda oluşturduğu kitabelik alanda yer alan ayette ise Rahman suresi 26. ve 27. ayetler işlenmiştir. 

         HAMAM: 

       Hamam külliye içerisinde hankahın yol aşırı karşısında yer almaktadır. Hamamın yapım tarihi ve mimarı bilinmemektedir. Hamamın Kırşehir Cacabey Vakfiyesinde (1272) zikrediliyor olması bu tarihten öncesine ait olduğunu gösterir. Muhtemelen caminin inşaatıyla birlikte başlanması ihtimali yüksektir.
 
      Hamam farklı tarihlerde onarım görmüştür. İlk belge 1570 tarihli olup bunun dışında 1848, 1960-62 yıllarında da onarımlar görmüştür. Sahip ata hamamın suyunun temini için Meram Çayından üstü açık bir kanal ve arkla ayrılan ve Şehir (Sahipata) Irmağı adı verilen suyolunu yaptırdığı Ayrıca hamamın yakından geçen bir kanaldan su deposuna dolaplarla su taşındığı belirtilir.
 
      Erkekler ve kadınlar bölümü olmak üzere çifte hamam olarak inşa edilmiştir. Erkekler bölümünün girişi batı yönündeki duvarın kuzey köşesinde açılmış kare açıklıktan girilmektedir. Buradan soyunmalık bölümüne geçilmektedir.
 
      Soyunmalık bölümü 11.50 X 12.50 m ebatlarında olup üzeri bir zamanlar kubbe ile örtülüymüş, ancak geçirdiği yangın sonucunda üzeri düz bir çatıyla kapatılmış göbek kısmında üçgen bir daralma gösterip kare bir aydınlık feneri ile sonuçlanmıştır. Aydınlık fenerinin alt kısmında havuz yer almaktadır. Soyunmalık bölümünün kuzey duvarın doğu köşesinde açıklıkla bahçeye geçiş sağlanır. Doğu duvarın güney köşesinde sivri kemerli dar ve küçük bir kapıdan soğukluğa geçilir.
 
      3.60 m X 2.50 m genişliğindeki soğukluğa basık bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbeye geçiş Türk üçgeni ile sağlanmıştır. Bu geçiş kısmında karşılıklı iki nişe yer verilmiştir. Kuzey duvarının doğu ucundaki sivri kemerli diğer bir kapıdan ılıklığa geçilmektedir.
 
      6.80 m X 6.80 m ebatlarındaki kare olan ılıklık kısmı kubbe ile örtülmüştür. Kubbeye geçiş burada da Türk üçgenidir. Kubbenin ortasında yükselen fener şeklinde bir açıklık altta ise dört tane öküzgözüne benzer açıklıklar yer almaktadır. Kubbeye geçiş alanında karşılıklı yerleştirilmiş dört nişe yer verilmiştir. Güney duvarın doğu ucunda, tuvaletlere; doğu duvarının hafif güneyine açılan açıklıkla da asıl bölüm olan sıcaklığa geçilmektedir. Burada yer alan kapılarda diğer kapı açıklıklarıyla benzerdir. 

      Tuvaletler olduğu alan 3.60 m X 3.60 m ebatlarında olup üzeri kubbe ile kapatılmıştır. Kubbe eteğinde dört nişe yer verilmiştir. Tabi bu nişler yüzeysel ele alınmış olup sadece yapıda hareketliliği sağlamaya yöneliktir.

      Sıcaklık bölümü dört eyvanlı dört köşe hücreli şeklinde ele alınmıştır. Biri giriş olmak üzere ele alınan eyvanlar 3.50 m X 3.35 m ebatlarında olup sivri kemerle orta alana açılmaktadırlar. Eyvanları kapatan tonozlar üzerinde altıgen şeklinde birer havalandırma pencereleri yer alır. Doğudaki eyvanda yer alan küçük bir pencere külhan bölümüne bakmaktadır. Köşe hücreleri 3.30 m X 3.30m ebatlarında olup üzeri kubbe ile örtülüdür. Kubbe ortalarında bir tane küçük havalandırmaya yer verilmiştir. Kubbeye geçiş Türk üçgenidir. Orta alan 5.20 m X 5.20 m ebatlarında olup üzeri kubbe ile kapatılmıştır. Alt kısmında ise göbek taşına yer verilmiştir. 

      Külhan bölümü düz ve sade ele alınmıştır. Üzeri düz damla örtülüdür. İç kısmında merdivenle aşağı inilerek cehennemlik kısmı yer almaktadır. 

      Kadınlar bölümü erkekler kısmının aynısı olarak ele alınmıştır. Tek farlılık olarak mekânların ebatları değişiktir. Yapıda herhangi bir süslemeye yer verilmemiştir. 

         ÇEŞME ve DÜKKANLAR: 

      Hankahın doğu duvarında, taç kapının güneyinde iki; kuzeyinde üç olmak üzere toplam beş dükkâna yer verilmiştir. Dükkânlar 2.50 m genişliğinde1.50m ise derinliğe sahiptir. Dükkânlar 3.15 m yüksekliğinde basık kemerli birer kemerle dışa açılmaktadırlar. Dükkânlarda malzeme olarak arka duvarında taş olup üzeri sıvanmıştır, kemer ve cephe yüzlerinde tuğla kullanılmıştır. 

      Çeşme dikdörtgen formda olup 3.80 m X 2.80 m ebatlarında ele alınmıştır. Dikdörtgen form hafif dışa taşıntı yapan bir saçakla sonlanmaktadır. Ön yüzde sivri kemer içerisine alınmış aynalık kısmında su bağlantı kanalı yer almaktadır. Ön kısmında yalak kısmı yer alır. Süslemesiz ele alınan çeşmede yapı malzemesi moloz taş ve yer yer kesme taş yer alır.           Yukarı Çık